<$BlogMetaData$>




 

 



17/1/2007

Kadir İnanır

 

 

15 Nisan 1949'da Ordu'da doğan Türk Sineması'nın büyük oyuncularından Kadir İnanır, oyunculuk hayatına foto-roman'lar ile başladı ve "Son Yedi Adım Sonra" isimli film ile sinemaya geçti. Türk sinemasının yetiştirdiği yıldız oyunculardan biri olan Kadir İnanır'ın önemli filmleri arasında, başrollerini Türk Sineması'nın Sultanı olarak bilinen Türkan Şoray'la paylaştığı "Dönüş", "Selvi Boylum Al Yazmalım", "Yılanların Öcü" filmleri ile Ah Güzel İstanbul, Tatar Ramazan, Bir Yudum Sevgi filmleri yer alıyor.

İnanır, 2003 yapımlı sinema filmi "Gönderilmemis Mektuplar"da, başrolü Türk Sineması'nın Sultanı Türkan Şoray'la birlikte paylaştı. Türk Sineması'nın efsanevi ikilisi, 24 yıl aradan sonra bu filmle birlikte biraraya geldi.


Sanatçının bütün filmleri:
1968: Son Yedi Adım Sonra
1969: Çılgınlar Cehennemi, Yaralı Kalp, Fato.
1970: Ankara Ekspresi, Kara Gözlüm, Mechul Kadın, Dağların Kartalı.
1971: Unutulan Kadın, Üç Arkadaş, Azrailin Beş Atlısı, Kara Gün, Kerem ile Aslı, Mualla.
1972: Asi Gençler, Dönüş, Leyla ile Mecnun, Utanç, Kanlı Para, Paprika Gaddarın Aşkı, Baskın, Vur.
1973: Bitirim Kardeşler, Bitirimler Sosyetede, Ezo Gelin, Gazi Kadın, Kambur, Yaban, Anadolu Ekspresi, Arap Abdo, Hayat Bayram Olsa, Ölüme Koşanlar. 1974: Almanya'lı Yarim, Sahipsizler, Sensiz Yaşanmaz, Yazık Oldu Yarınlara, Askerin Dönüşü, Bir Yabancı, Ceza, Enayi, Korkusuzlar, Uyanık Kardeşler.
1975: Baldız, Köprü, Pisi Pisi, Yatak Hikayemiz.
1976: Bodrum Hakimi, Deprem, Taksi Şöförü, Alev, Can Pazarı, Delicesine, Devlerin Aşkı, İki Kızgın Adam.
1977: Dila Hanım, Selvi Boylum Al Yazmalım, Silah Arkadaşları, Tövbekar, Ana Ocağı, Fırtına, Cevriyem.
1978: Evlidir Ne Yapsa Yeridir, Derviş Bey, Düzen, Hedef.
1979: Doktor, Fırat, Gazeteci, İstanbul, İsyan.
1981: Ah Güzel İstanbul, Kırık Bir Aşk Hikayesi.
1982: Tomruk, Yürek Yarası, Aşkların En Güzeli, Elveda Dostum.
1983: Bedel, Kurban.
1984: Yabancı, Balayı, Bir Yudum Sevgi, Güneş Doğarken, İmparator.
1985: Seyyid, Yaz Bitti, Yılanın Öcü, Amansız Yol, Ateş Dağlı, Ölüm Yolu.
1986: Sen Türkülerini Söyle, Sevgi Çıkmazı, Suçumuz İnsan Olmak, Sultanoğlu, Umut Sokağı, Yarın Ağlayacağım, Dikenli Yol, Hayat Köprüsü, Güneşe Köprü.
1987: Sende Yüreğinde Sevgiye Yer Aç, Yarınsız Adam, 72. Koğuş, Menekşeler Mavidir, Yaralı Can, Küçücüğüm, Katırcılar.
1988: Emanet, Hüzün Çemberi, 7 Uyuyanlar, Bir Beyin Oğlu.
1989: Med Cezir Manzaraları, Acılar Paylaşılmaz, Film Bitti, Karılar Koğuşu.
1990: Tatar Ramazan, Eskici ve Oğulları, Sayın Başkan, Darbe.
1991: Umut Hep Vardı, Aldatacağım.
1992: Tatar Ramazan Sürgünde.
1995: Aşk Ölümden Soğuktur, Savcı (TV).
1998: Marziye (TV).
2000: Komser Şekspir.
2001: Derman Bey (TV).
2002: Kumsaldaki İzler (TV), Kırık Ayna (TV).
2003: Gönderilmemiş Mektuplar (2003)


Ödülleri:
23. Antalya Film Şenliği, 1986, Yılanların Öcü - En İyi Erkek Oyuncu
5. Adana Altın Koza Film Şenliği, 1973, Utanç - En İyi Erkek Oyuncu
3. Ankara Film Şenliği, 1990, Med Cezir Manzaraları - En İyi Erkek Oyuncu

17/1/2007

Kayahan

 

Türk pop müziğinin en önemli isimlerinden olan Kayahan Açar, 29 Mart 1949'da İzmir'de doğdu. Çocukluk ve gençlik yıllarını Ankara'da geçirdi. Daha sonra İstanbul'a yerleşti.

Önceleri Kayahan'ın adı Nilüfer'e verdiği şarkılarla anılırdı. Nilüfer'in yorumladığı "Geceler", "Kar Taneleri", "Esmer Günler" gibi parçalar Türk pop müziğinin en yi besteleri arasına girdi. Kariyeri boyunca kendi yazdıklarını söyleyen ve yaptığı her albümü bir sloganla birlikte sunan Kayahan, aynı zamanda besteci ve söz yazarının önemini gösteren ilk müzisyenlerden biri oldu.

1991 tarihli "Yemin Ettim" Kayahan'ın çok konuşulan ilk albümüydü. 1993 yılında "Son Şarkılarım" adını verdiği başka bir çalışmasında söz ve müziği yine kendisine ait 10 şarkı yer aldı. "Sarı Şekerim", "Vazgeçmem", "Aman" gibi herkes tarafından beğenilen parçaların bulunduğu albüm önemli sayıda dinleyiciye ulaştı.

Kayahan'ın, iki yıl sonra, 1995'te "Benim Penceremden" adlı albümündeki "Ben Anadolu Çocuğuyum", "Allah'ım Neydi Günahım" gibi başarılı bestelerini yalnızca kendisi değil, pek çok müzisyen de söyledi.

Sanatçı 1996 tarihli "Canımın Yaprakları" isimli çalışmasında ve ardından gelen "Emrin Olur" albümde yine hit olan besteler üretti. Özellikle "Emrin Olur", "Atın Beni Denizlere", "Şampiyon" gibi şarkılar dönemin öne çıkan parçaları oldu.

2000 yılına girerken Kayahan'ın dokuzuncu albümü "Beni Azad Et" çıktı. Bu ve önceki albüm Kayahan'ın ustalığını gösterdiği ama eskisi gibi etkili olamadığı çalışmalardı. Ama 2000'in sonunda yayınlanan "Gönül Sayfam" ve albümle aynı adı taşıyan parça bir anda piyasadaki herkesi unutturup dikkatleri yeniden Kayahan'ın üstüne çekti.

Albümlerinin dışında ayrıca 1989'da "Ve Melonkoli" ve 1990'da "Gözlerinin Hapsindeyim" ile iki kere Türkiye adına Eurovision Şarkı Yarışması'na katılan Kayan bir süredir şehirden uzakta eşi İpek Tüter ile Gömeç'te yaşıyor

17/1/2007

Serdar Ortaç

 

1970 yılında İstanbul'da doğan Ortaç, ilkokulu İstanbul’un Kocamustafapaşa semtinde bitirdi.Orta öğrenimine başladığında Suadiye'ye yerleşti ve Haydarpaşa Endüstri Meslek Lisesi’nin Tesviye bölümü sınavlarını kazanarak liseye öğrenimine başladı. Liseyi bitirdikten sonra 1 sene İngilizce dil eğitimi alarak Üniversite sınavlarına girdi.

Bilkent Üniversitesi Amerikan Dili ve Edebiyatı bölümünü kazandı. Ancak üniversiteyi tamamlamadan bırakarak İstanbul’a geri döndü ve ticaret hayatına başlayarak iki sene İşletme Müdürlüğü yaptı. Daha sonra Eskişehir açık Öğretim Fakültesi İşletme bölümüne başladı. Ancak bu okulu da tamamlamadan ayrıldı. 1994 yılında Türkiye’de yeni yeni başlayan özel radyolardan birinde sunucu olarak görev yapmaya başladı ve bu şekilde müzik dünyasına ilk adımı atmış oldu.

17/1/2007

Hakkı Bulut

03-02-1945 doğumlu olup. İlk okul 5’e kadar doğduğu köyde, ortaokul 1. sınıfı Tunceli, ortaokul 2. sınıfı Mazgirt daha sonra Adana’ya göçtü ve ortaokul 3. sınıfı Ceyhan’da bitirdi. Adana Erkek Lisesi mezunu daha sonra dışardan Adana Öğretmen Okulunu bitirdi.

Öğretmenliğe başladığı bu yıllarda babasının saz çalmasının etkisi ve müziğe küçük yaşta olan ilgisi sebebiyle müzikle de uğraştı.
1969 yılında Adana’da yapılan Altın Ses müsabakasında 1. olarak ilk plak çalışmasına başladı. İlk beste ve güftesi olan “İkimiz bir fidanız” isimli eserini okudu.

Bu eseri 2 yıl sonra müsaade vererek bir çok sanatçının seslendirmesine olanak tanıdı. (örneğin: Tülay Özer, Kamuran Akkor)

Sanatçımız bu yıllarda yaptığı başta Ben Buyum, Falcı, Ben Köylüyüm, Dokunmayın Dünyama gibi eserlerle bugünkü arabesk müziğinin ilk temellerini 1969 yıllarında atanlardan biri olarak bu güne kadar 47 kaset, 660 eser, 6 Altın Plak, 1 Altın CD, Ben Tövbemi Geri Aldım, Son Mektup isimli Long Play çalışması ile Altın Long Play ödülünü aldı.

1988 yıllarında ise arabesk arabesk müzikteki bazı olumsuzlukları eleştirenler, Kültür Bakanlığınca ve ülkede yarattığı olumlu olumsuzlukları incelenmek amacı ile Kültür Bakanlığının tertiplediği kongrede konuşmacı olarak bulunan Hakkı Bulut’tan arabesk bir parça (örnek olması amacı ile) istendi. Sanatçı "Seven Kıskanır" isimli şarkısını bakanlığa sundu. Büyük beğeni ve ilgi gören bu eserle ilk kez TRT’nin kapıları resmi olarak Hakkı Bulut’a açıldı. Bu şarkı TRT ekranlarında halka ve A.T.M.’ de (Atatürk Kültür Merkezi) basına sunuldu.

Halk müziği motifleri üzerine temel kuran sanatçının müziği 32 yılda ne bir benzeri nede bir taklidi mümkün olmamış, ülkenin müziğinde bir ilk olarak çıkmış beste, güfte ve sesi ile devam etmektedir.

Halkın büyük bir kesimi tarafından tanınsa da Anadolu’da öğretmenlik yaptığı yıllar ve İstanbul’dan uzakta kalışı nedeni ile kaset ve eserleri dinlenirken, medyadan hep uzak kalmanın sıkıntılarını da yaşamamış değildir.

Bütün beste ve güfteleri kendisine ait olan sanatçı 10 sinema filminde de oynamıştır.

17/1/2007

Mehmet Ali Erbil

Tiyatro, sinema oyuncusu ve şovmen Mehmet Ali Erbil 1957 yılında İstanbul’da doğdu. Tiyatro ve sinema oyuncusu Sadettin Erbil'in oğlu olan sanatçı ilk ve orta öğrenimini İstanbul, Ankara ve Balıkesir'de yaptı.

1970 yılında Ankara Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümüne yatılı olarak girdi ve buradan mezun olduktan sonra, Devlet Tiyatrosunda çalışmaya başladı. Başta ‘Küheylan’ olmak üzere birçok oyunda oynadı ve daha sonra televizyonda ‘Metronom’ adlı eğlence programında Derya Baykal'la, 1984 yılında Çiğdem Tunç'la bir ikili oluşturdular. Yarışma programı ‘Çarkıfelek’ ve ‘Tatlı Kaçıklar’ dizisiyle ününün zirvesine çıkan Mehmet Ali Erbil, ‘Harakiri’ ve ‘Hababam Sınıfı Güle Güle’ adlı filmlerle beyazperdeye geçti. Son dönemlerde, Sinan Çetin'in ‘Bay E’, Gani Müjde’nin ‘Kahpe Bizans’, Ömer Uğur’un yönettiği ‘Hemşo’ adlı filmlerde rol aldı. KelOglan'la Sinema Tarihine Yine Damgasini Vurdu.

17/1/2007

Barış Manço

Barış Manço 2 ocak 1943 tarihinde saatler 02.00 civarını göstermekte iken Bağlarbaşı-Üsküdar semtindeki Zeynep-Kamil hastenesinde dünyaya gözlerini açar.

İsmail Hakkı Bey ile Rikkat Uyanık Hanım'ın ikinci oğululları olarak, ekmeğin karneyle dağıtıldığı ve ikinci dünya savaşının en kızgın oldugu zamanda dünyaya gelen Manço, 2 yıl önce dünyaya gelen abisinin 'Savaş' ismini almasından sonra, ailesinin 'artık dünyaya Barış gelsin' diye düşünmesinden dolayı barış adını almıştı.

Türkiye'de Barış adını ilk alan kişinin kendisi olduğunu yıllar sonra TRT için hazırladığı '7 den 77 ye' adlı programı aracılığıyla, öğrenecekti.

Bit salgınının ortalığı kırıp geçirdiği bir dönemde ilkokula başlayan Manço, gezginliğe bu dönemlerde başlar. Gezginliğinin ilk durakları okullardır. Zira bu dönemlerde birsürü okul değiştirmek zorunda kalıyordu.

İlkokula Kadıköy Yeldeğirmeni Mustafa Kemal Paşa İlkokulunda başlayan Barış, 4. Sınıfı Ankara Maarif Koleji İlkokulu nda, 5.Sınıfıda yine Kadıköy Yeldeğirmeni Mustafa Kemal Paşa İlkokulunda okuyordu. İlkokul'u bitirdikten sonra Galatasaray Lisesi yılları başlıyordu.

Galatasaray Lisesi'nde okuyan abisi Savaş Manço'nun okuldaki lakabı 'Ayı' idi. Barış'ında Galatasaray Lisesi 'ne gelmesinden sonra lakapları 'Büyük Ayı ve 'Küçük Ayı' olarak değişiyordu. 1957 yılı Şeker Bayramında çok sevdiği Babaannesi Nimet Hanım'ı yitirir. Manço, yıllar sonra bir şarkı yazacaktır onun adına (Gülpembe) çok beğeni kazanacak olan bu şarkı aynı zamanda dinleyenleri üzerinde büyük merak uyandıracaktır kim bu Gül Pembe?

Müzikle daha küçük yaşlarında tanışmıştı. Annesinin bir ses sanatçısı olması, O'nun müziğe pek yabancılık çekmemesini sağladı. İlk olarak 14 yaşında sınıf arkadaşlarıyla birlikte Galatasaray Lisesinde Kafadarlar adlı grubu kurdu. Bugünün ünlü ekonomistlerinden 'Asaf Savaş Akad' bu grubun saksofoncusuydu. İkinci grubu olan Haramiler' de yine Galatasaray Lisesindeki arkadaşlarıyla birlikte çalıştı. Haramiler'le birlikte dönemin popüler müziklerini yorumladı.

1958 yılında ilk defa sahneye çıkıyordu. 1958 in Mart ayında yeğeni Aysel'in evlendiği akş*****, Moda Düğün Salonunda Elvis Presley' den iki şarkı söyleyen (bunlardan biri 'Jailhouse Rock'dı) Manço, o gün abisi Savaş Manço'ya belkide hayatındaki yapacağı en önemli şeyi söylüyordu: 'ben çocuklara şarkı söyleyeceğim'.

1959 yılının Nisan başında Galatasaray Lisesi konferans salonunda ilk resmi konserini veren manço, 4 Mayıs 1959 da babası İsmail Hakkı Bey'in ani ölümüyle ruhen yıkılıyordu.

1960'lı yıllarda Türkiye'de Hafif Batı Müziğinde Erol Büyükburç, Metin Ersoy fırtınası esiyordu. Barış'da aklına koymuştu bu müzik dünyasının içinde yer alacaktı. Henüz 14 yaşında iken Galatasaray Lise'sindeki arkadaşlarıyla kurduğu grubu Kafadarlar 'la 'Barış Manço ve Kafadarları' ismiyle sahne alıyordu. Bu dönemlerde daha çok o sıralarda tutulan parçaları seslendiren Barış ve Arkadaşları, Okul bitince dağılıyorlardı.

1962 yılına gelindiğinde Galatasaray Lisesinde 11. sınıfı geçemeyen Barış, bir an evvel Paris'e gidip, Güzel Sanatlar Akademisinde okuma istediğinden Özel Şişli Kolejine gider ve 1963 yılında bu okuldan lise diplomasını alır. Yine 1962 yılında Barış Manço ilk 45'liği Twistin Usa / The Jet'i Harmoniler 'le kaydediyor ve Grafson plak'tan satışa sunuyordu. 'Neden Türkçe değil' mantığıylada o yıllarda Çıt Çıt Çedene, Urfa nın Etrafı Dumanlı Dağlar ve Kızılcıklar Oldu mu? (Barış'ın annesi Rikkat Uyanık Hanım'ın derlediği bir türkü) isimli türkülerini kaydediyordu.

1963 yılında Salyangoz yüklü bir kamyonun tercüman-şöför yardımcısı olarak İstanbul'dan Lion'a oradanda otostopla Paris'e giden Manço, burada Güzel Sanatlar Akademisinde okumak istiyordu. Daha sonraları maddi sıkıntılar ve Belçika da yaşamakta olan abisi Savaş'ın yanında kalmak için Liege şehrine gider.

Burada bazen türk işçilerine tercümanlık yaparak, bazen garsonluk yaparak veya Türkiye den getirttikleri filmleri orada yaşamakta olan türk işçilerine göstererek geçimlerini sağlarlar. Tüm aksiliklere rağmen müzikten uzaklaşmaz. Arada bir Paris'e giderek plak şirketleriyle görüşen Barış, ünlü fransız komedyen 'Henri Salvador'un şirketinden 1964 yılının sonbaharında 4 parçadan (Baby Sitter, Jenny Jenny, Quelle Peste ve Un Amour Que Toi) oluşan bir EP çıkarır.

1964 yılında Fransa'da 4 parçadan oluşan EP'yi çıkardığında, o zamanlar radyoda program yapan Engin Arman Paris'den gelen Plağın üstünde koskoca 'Barısh Mancho' yazısına rağmen, plağı, 'Fransa'da müzik yapan genç şarkıcı Bari Manso' olarak sunar.

Programı dinlemekde olan Barış Manço nun annesi 'Rikkat Hanım' ayağında terliklerle evinden fırlar ve İstanbul radyosuna giderek, 'yaa, benim oğlumdan bahsediyorsunuz, onun adı Barış Manço'dur' der.

Fransa daki bu maceradan sonra, Belçika da bulunduğu yıllarda Les Mistigris (Mistigris Siyam'da bir vahşi kedi türü anlamına geliyor) isimli, Belçika'lı ve Martinik li müzisyenlerden oluşan gruba katılır. Bu grupla 1967 nin başına kadar beraber çalışır. ve Aman Avcı Vurma Beni ve Bizim Gibi (Kol Düğmeleri isimli parçanın bir önceki hali) adlı parçaları kaydeder. Bu grupla Almanya, Belçika, Fransa gibi ülkelerin dışında Türkiye de de konserler verdi. Fakat grup üyelerinin ülkeye girip çıkmasında ve kalmasındaki problemlerden dolayı 'yerli' bir grupla çalışmayı tercih eder.

1965 yılının Ocak ayında, Adamo ve France Gall'inde katıldıkları bir programda, Paris'in meşhur 'Olympia' müzikholünde arkasında Franck Pourcel orkestrası ve Swingle Singers ile beraber plağından iki şarkı seslendirir: 'Babysitter ve Jenny Jenny'.

Fakat bu konser sonrasında, kendi olağanüstü yeteneği ve annesi Rikkat Uyanık Hanımın dışında müzisyenlik hayatını etkileyen biri çıkar karşısına: O gün Barış'ı izleyen Europe-1 radyosunun sahibi 'Daniel Filipacchi', Barış'ın aksanını beğenmediğini ifade ederek plağın radyosunda yayınlanmasını yasaklar. Barış bu işe çok kızar ve "bundan böyle sadece Türk şarkıcısı olacağım" kararını alır.

1967 yılında Hollanda da büyük bir trafik kazası geçirir. Bu kazanın kendisine hatırası ise, bıyığının altındaki kesik izidir. Bu kesiği kapatmak için bıyık bırakmaya başlar. sadece bıyığını uzatacak değildir ya saçlarınıda uzatır Manço.

1967 yılından itibaren 1969 yılına kadar sürecek Kaygısızlar dönemi başlar. Bu grubun üyeleri arasında, günümüzde MFÖ olarak tanınan gruptan 'Mazhar Alanson ve Fuat Güner' de vardır. Bu grupla kendi müzikal çizgisini bulma yolunda ilerleyen Barış, 'Kol Dügmeleri, Unutamıyorum' gibi kendi bestelerinin dışında, 'Bebek, Derule, Kağızman' gibi türküleride kaydetti, Karanlıklar İçinde ve Keep Lookin parcaların da da yabancı bestecilerin şarkılarından yararlandı. Yine bu grupla yurt dışına açılma konusunda faaliyetler gösterdi ve Fransa da 1968 yılında ilk defa kaydettikleri 'Trip' ve 'Susanna' isimli parçayı single olarak çıkartmaya çalıştı.

Özellikle Trip adlı parçayı mükemmel bir şekilde yeniden kaydeden grup elemanlarının 'biz yurt dışında yapamayacağız' demeleri üzerine Barış ve Kaygısızların yolları bir süre sonra ayrıldı. Kaygısızlar grup olarak dağıldı ama Barış Manço' nun plaklarında Onu yanlız bırakmamak için stüdyoda biraraya geldiler. Kaygısızların Avrupa'da kariyer yapmaya yanaşmayışları Barış'ı yeni baştan Avrupa'da yabancı bir grupla çalışmaya iter.

Londra Hyde park'ta tanıştığı İngiliz 'Jonathan Glemser' (Yardbirds' İn ilk gitaristi), Amerikalı müzikolog 'Jonathan', Tunuslu davulcu 'Mounir' ve Kafkasyalı basgitarist 'Onkan' dan oluşan Barış Manço Ve adını verdiği grup böylece kurulmuş oldu.

4 ayrı ülkenin kültüründen gelen müzisyenler, 4 ayrı müzik anlayışı ve icrası içinde bir çok yeni seyler ögrendi Barış. Bunun bir ürünü olarak bugün 7 den 77 ye herkesin ezbere bildiği Dağlar Dağlar isimli parçasını bu grup döneminde kaydetti. Bir çok yayın organında belirtildiği gibi bu parça Keban dan gelirken bestelenmemiştir. Barış'ın Keban a gitmesi daha sonraki yıllarda olacaktır. Barış bu parçayı kısa bir süre evli kaldığı Marie Cloud için ve annesine "senin oğlun alaturka söyleyemez" diyen Müzeyyen Senar gibi müzisyen dostlarına cevap olsun diye besteler. Kol Dügmeleri, Bebek, Kağızman gibi parçalarla ismini duyuran Barış Dağlar Dağlar'ın çıkış tarihinden dört ay sonra bu 45'liğin 700 bin satması üzerine müzik dünyasındaki o dönemin büyükleri olan, Cem Karaca, Erkin Koray ve Moğollar 'ın arasında yer alır. Altın Plak aldığı 'Dağlar Dağlar' 45'liği Barış'ın hayatının dönüm noktası olmuştur.

Eğitimini tamamlayan Barış'ın amacı grubuyla birlikte Türkiye'ye dönüş yapmaktır. Fakat Türkiye'ye yalnız olarak döner.

Barış'ın Türkiye'ye döndüğü yıllarda , 1970'lerin başında , Türkiye'de aranjman modasına karşı tepkiler başlamıştır. Aranjman modasına olan bu tepki başka bir akımın doğmasına sebep olmuştur. Bu yeni oluşan müzik türü Anadolu pop'tur. bunun üzerine Barış; Fuat Güner ve Mazhar Alanson'la (bugünkü MFÖ'nün elemanları) birlikte Kaygısızlar kurar.

Barış Manço artık yavaş yavaş müzik piyasasında yükseliyoru. İşte tam bu dönemlerde beklenen bombayı patlatır. Barış Manço Ve.. grubu ile 70'lerin başında çıkarttığı 'Dağlar Dağlar' 45'liği , çıkışından 4-5 ay sonra 700 bin satar.

Yabancı gruplarla yaşadığı sorunlar sebebiyle bir çok gruptan ayrılmak zorunda kalır. Fakat 1971 yılında bu sorunu çözer. Avrupa da da kariyer yapmaya meraklı olan, Anadolu Pop müziğinin öncüsü olarak kabul edilen Moğollar la beraber Fransa da çalışmaya başladı.

Bu grupla İşte Hendek İşte Deve, Katip Arzuhalim ve Binboğanın Kızı isimli parçaları kaydeden Barış, Moğollar'ın tek başlarına kaydettikleri 'Danses et Rythmes de la Turquie D'hier A'Aujourd'hui' (Bu LP Türkiye'de piyasaya Anadolu Pop adı altında çıktı) isimli albümle başarılı olmaları ve hatta bir önceki yıl Jimi Hendrix in, bir sonraki yıl Pink Floyd un kazandığı "Academie Charles Cross Grand Prix Du Disque" isimli ödülü kazanmaları ve tamamen yurt dışında çalışmak istemeleri sonucunda, ayrılma kararı alırlar.

Moğollar'dan Engin Yörükoğlu ile beraber yurda dönen Barış, Celal Güven, Ohannes Kemer, Özkan Ugur ve Fuat Güner gibi müzisyenlerle beraber ölümüne dek kendisinden ayrılmaya Kurtalan Ekspres isimli grubunu kurdu. Bir kaç değişimden sonra ideal kadrosuna ulaşan Kurtalan Ekspres ve Barış Manço birlikte bir çok başarıya imza atar.

1972 de Kurtalan Ekspres le ilk 45 liği, Ölüm Allah'ın Emri / Gamzedeyim Deva Bulmam piyasaya sunulduktan sonra 20 aya yakın bir süre, askerlik sebebiyle müzik'ten ayrı kaldı. Bu süre zarfında daha önceden hazırlanmış olan Lambaya Püf De / Kalk Gidelim Küheylan 45 liği piyasaya sürüldü. Askerden döner dönmezde Gönül Dağı / Hey koca Topcu Genç Osman yayınlandı.

Vatani görevine 1972'de yedek subay olarak Edremit'te başlayan Barış, bir takım pürüzler nedeniyle 19 ay 26 gün askerlik yapmak mecburiyetinde kalıyordu. Askerden tezkere aldığının ikinci günü 2 Aralık 1973'te ilk video klibini Hey Koca Topcu-Genç Osman adlı şarkıya çeker. Bu şarkıyı Polatlı'da geçen topçu asteğmen günlerinin etkisiyle, bir anı olarak yapmıştır.

1975 yılında Barış Manço ilk Long Play ini hazırlar. Barış Manço bu albüm icin özel olarak stüdyoya girmedi. Ellerindeki birikmis parçaları 45 lik olarak çıkartmanın zor olacağını düşünerek albüm yapmaya karar verilir. Daha önce yayınlanan Dünden Bugüne isimli albüm Barış Manço' nun Sayan Plak döneminde çıkardığı 45' liklerden toplama olan bir albümdü. Böylelikle 1975 yılında Türkiye' nin sayılı senfonik rock albümlerinden "2023" piyasaya çıktı. Albümde yine Türkiye nin sayılı Rock Operalarından "Baykoca Destanı", Türkiye Cumhuriyetinin 100. yılını konu alan 2023 giıbi parçalar yer aldı.

1976 yılında yine Avrupa'da kariyer yapma ümidiyle çalışmalarına başladı. Hemen hemen bütün bir yılı Belçika'da geçiren Barış, bir Amerikan firmasi olan CBS ile anlaşma imzalar. Büyük bir bölümü George Hayes Orchestra'sıyla kaydedilen Barish Mancho (Aynı yıl Türkiye de Nick The Chopper olarak piyasa çıkar) isimli albüm 1976 yılında, ilk önce Belçika ve Hollanda da, daha sonra Fransa, Fas, Fildişi Sahilleri gibi ülkelerde piyasaya cıktı.

Barış bu albümüyle, beklediği başarıyı elde edemez ama beklemediği başarılarda elde etti. Örneğin Fas, Romanya gibi ülkelerde albüm, içerdiği doğu karakterinden dolayı, liste başı oldu. Sonuçta İngiltere deki Rainbow konserine ve diğer promosyon konserleri sırasında Barış'ın hasta olması gibi sebeplerden dolayı, albüm yaklaşık olarak 17-18 ülkede dinlenmesine rağmen, Barış'ın Avrupa da kariyer yapma hayalini sona erdirdi.

Barış Manço, ilk evliliğini Belçika'da bulunduğu yıllarda yaptı. Bir giysi mağazasında tezgahtar olarak çalışan Marie-Claude adlı bir kızla tanıştı ve tam 6 yıl beraber yaşadılar. Arkasından 31 Ocak 1970 günü Liêge'de evlendiler ama 6 ay kadar sonra, 16 Temmuz 1970 günü ayrıldılar. Barış ın okul hayatında ve geçimini sağlamasında Maria Claude'un rolü büyüktür.

Gerçek hayat arkadaşını, 'benim her şeyim' dediği Lale Manço'yu, 1975 yılında tanır. İlginç bir tanışmaları vardır Lale ve Barış'ın. Çiftin tanışması bozuk bir telefon sayesinde olur. Ablasına misafirliğe gelen Lale, telefon bozulunca eniştesinin arkadaşı olan üst kat komşusuna telefon etmeye çıkar. Kapıyı açan Barış Manço'ya 'Telefon edebilir miyim?' diye sorar Lale. Aldığı yanıt ise 'Benimle evlenirsen edebilirsin' olur. 'Neden olmasın' diyen Lale , içeriye girerek telefonunu eder ve parasını ödemeye kalkınca aldığı yanıt karşısında şaşkına döner. 'Nasıl olsa evleneceğiz ne parası'.

Ve 1978 yılında bir nikah töreniyle resmen yaşamlarını birleştirirler. Şakayı çok seven Barış düğünde Nikah Şekeri niyetine Lale'yle beraber doldurduğu bir plağı dağıtır. Plağın A yüzünde birbirlerini seven bir çiftin aşklarını dile getirdikten sonra kavga ettikleri bir konuşma vardır. İkinci yüzünde ise Barış kendi deyimiyle "kendi mutluluk öykülerini anlatacakları" bir parça hazırlamıştır. 19 Mayıs 1981'de Doğukan Hazar, 24 Temmuz 1984'te de Batıkan Zorbey dünyaya gelir.

Yaş*****ındaki ikinci evliligini 1978 de Lale Cağlar ile yapan Barış, 1979 yılında müzik dünyasına geri döndü. Cok sevdiği Kurtalan Eskpres'iyle Yeni bir Gün isimli albümünü çıkaran Barış, Sarı Çizmeli Mehmet Ağa, Gesi Bağları, Aynalı Kemer İnce Bele gibi parçaları ile büyük dikkat çekti. Bu albümle başlayan hiç dinmeyen başarı süreci, 1980 yılındakı Hal hal / Eğri Eğri Doğru Doğru Eğri Büğru Ama Yine De Doğru 45 liği ile, 1981 yılında Sözum Meclisten Dışarı albümüyle, 1983 yılında Estağfurullah...Ne Haddimize! albümüyle sürüp gitti.

Büyük birikiminden her yaş kuşağının yararlanmasını istediğinden, biraz da seyyah olup, dünyayı gezmek istediğinden dolayı, 1988 yılında TRT 1 televizyonuna bir teklifte bulundu.

''Çocuk ve aileye yönelik eğitici ve eğlendirici bir dünya belgeseli''dir düşündüğü. Yayına girdigi ilk gün milyonlarca izleyiciyi ekran başına toplayan ''Barış Manço ile 7'den 77'ye'', böylelikle onun bir başka yavrusu oldu, ölümünden birkaç zaman öncesine kadar. Program çekimleri için oluşturulan TV ekibi, Ekvator'dan Kutuplar'a kadar yerküre üzerinde 150 değişik ülkeye giderek 500 bin km.'den fazla yol katetti. Bir başka deyişle, Barış Manço dünyanın çevresini 12 kez dolaşmış oldu. Devlet başkanları, dünyaca ünlü şair, düşünür ve yazarlar, astronotlar, sporcular, süperstarlar da konuk oldular Barış'a. Bu program Türk Televizyonculuğunda ulaşılamamış pek çok rekoru da elde ederek ayrı bir başarıya ulaştı.

Yüreğindeki çocuk sevgisi, kendi çocuklarıyla sınırlı kalmayıp dünyanın tüm çocuklarını sarmaya, sorunlarını, dertlerini dinlemeye itti Barış Manço'yu... Ak saçlarının örttüğü bedenindeki yüreği çocukların gülümseyen yüzlerinde hayat buldu...

Toplumdaki bozulmaya kayıtsız kalmamak, kendince birseyler yapmak için politikaya da soyundu. 30 yıldır yapmak istediği ve uygulamak için fırsatını kolladığı projelerini DYP'den yapılan teklifle birlikte 'Hayata geçiririm' umudu başladı. "Neden siyaset, üstelik bu Barış Manço'ysa, mutlaka başkalarının yapamayacağı bir şeyleri yapabileceğine inandığı için olmuştur" düşüncesi ona şu yorumu yaptırmıştı. "DYP'den Kadıköy başkan adayı oldum. Belediyelerin sorunları belli zaten. Farklı bir renk vardır, farklı bir yaklaşım vardır. Çocuğun sağlığı diye bir olay var. Zaman zaman ana çocuk sağlığı gündeme gelir. Hastane olabilir, gençlik merkezleri olabilir. Bunlar benim hep düşündüğüm şeyler" diyerek müziği asla bırakmayacağını ve çalışmalarını durdurmayacağını ısrarla vurguluyordu o günlerde. Hatta siyasete soyunmasıyla ilgili olarak aldığı eleştirilere "Ben bir şarkıcı olarak gelmedim bu dünyaya, düşüncelerimi aktarmak üzere geldim. Gün geldi şarkı söylemekle oldu, gün geldi bir televizyon programında bir çocuğun saçlarını okşamakla oldu. Gün geldi, Güney Kutbu'nda penguenlerle konuşmakla oldu, gün geldi Ekvator'da suyun nasıl döndüğünü aramakla oldu. Şimdi insan en iyi kendini bilir herkesten önce. Ben de bildiğim kadarıyla kendimi anlatmaya çalıştım. Kendimin doğru olduğuna inandığım şeyleri aktarmaya çalışacağım insanlara" sözleriyle mesajını iletiyordu. Fakat kalbi ona siyaset yapması için izin vermiyordu. Aynı dönemlerde geçirdiği kalp rahatsızlığı nedeniyle doktorların tavsiyesini dinleyerek siyaset hayatına başlayamadan son verdiğini açıkladı.

Türkiye'nin kültür sanat ortamını kötü bulduğunu söyleyen Barış Manço, "Manzara tek kelime ile kötü ama beni bu denli karamsarlığa iten nokta herşeyin daha da kötü olacağını düşünüyor olmamdır. Çanak çömleklerle tüketilen gazetelerin olduğu, bin-iki bin kitabın ancak okunduğu bir memlekette güzel şeylerden bahsetmek oldukça zor" diyor ve ilave ediyordu: "Ben bunu kültüre karşı bir direniş olarak görüyorum.

Direkt olarak da halkı suçlu buluyorum. Benim açımdan bir problem yok aslında. Programlarım seyrediliyor ve bu camiada kırk yılı doldurmuş bir sanatçıyım. Hiçbir şeye ihtiyacım yok." Türkiye'de bazı gerçeklerin bilinmesi gerektiğini ancak bu gerçekleri ortaya koyacak zekaların cesaret edip konuşamadığını söyleyen Barış Manço, her şeyin popüler zihniyetle ve basit bir mantıkla işlendiğini, derinlikli olmayan fikirlerin daha çok rağbet gördüğünü belirterek, "Türkiye'nin önü açık. Kültürümüz bütün çağdaş değerlerin üstünde. Bu değeri işlemek gerekiyor. Benim seyahatlerim, çocuk programlarım, röportajlarım bu güzellikleri ortaya koymak ve evrensel düzeyde tanınmasını sağlamak üzerine kuruludur. Ben kendi adıma önemli şeyler yaptığıma inaniyorum ve herkesin aynı oranda çalışması gerektigini savunuyorum" diyerek sözlerini bitiriyordu.

1991 yılında Devlet sanatçısı olan Barış, 1990 yılında, ölümüne dek sürecek Japonya macerasına başlayacaktı. İçindeki büyük sevgiyi Japon halkıylada paylaşmasını bilen Barış, oradada süperstar sıfatını elde ediyordu.

1990 yılında, Ertuğrul Gemisinin Japonya'yı ziyareti ve Japonya açıklarında batmasının 100. yılı sebebiyle Tokyo Emperial Hotel, japonya veliaht presinin de izlediği bir konser verir ve Japon halkı tarafından, sebzelerden şarkı yapan adam lakabını alır (Domates, Biber, Patlıcan, Nane Limon Kabuğu). Bunu 1991 deki bir konser, 1995 yılında Japonya' nın 16 şehrini kapsayan bir turne ve 2 tane albüm takip eder.

1982 yılında onu ilk defa yoklayan kalbi, 1999 yılında aramızdan ayrılmasına sebep oldu. 31 ocak 1999 akş*****ı saat 23.30 da hastaneye getirildiğinde 1 saat öncesinde yaşama gözlerini yummuştur.

200'ün üzerinde şarkısı, bunların kazandırdığı bir o kadar ödül O'nun nasıl bir müzisyen olduğunu anlatmaya yetiyordu. Öyle ki bazı şarkıları Rumca, İbranice, Bulgarca, Arapça, Farsça, Japonca, Flemenkçe, Fransızca ve İngilizce dillerinde söylendi.

Türkiye'nin müzik tarihinin kilometre taşlarından biri olan Barış Manço, el attığı her işte başarılı olmayı bildi. Televizyonuculukta bunlardan birisiydi. 1988 yılının Ekim ayında TRT'de başlayan "7'den 77'ye" programı O'nun başyapıtlarındandı. Barış ve Ekibi bu program için 10 yıl içinde Ekvatordan kutuplara , 5 kıtada 100'den fazla yöreye, ülkeye giderek kırılması güç bir rekora daha imza atmış oldu. Bir nesil O'nun çocuklar için yaptığı "Adam Olacak Çocuk" programını seyrederek büyüdü.

Son olarak büyük bir projeye daha imza atacaktı. Çok kapsamlı bir tarih belgeseli hazırlayacaktı. Fakat buna ömrü yetmedi. 1 Şubat 1999 günü aramızdan ayrıldı.

Türk Müziğine damgasını vurmuş Barış Manço artık aramızda değil. Kısa ama dolu dolu bir hayattan sonra bize birçok şey öğretti. Belki müzik adına yapacağı pek bişey kalmamıştı (özellikle geçen 10-12 yılı göz önüne alırsak) ama başka alanlarda birçok büyük projeye imza atabilirdi.

Adam olacak çocukların artık kendi ayakları üzerinde durabiliyorlar. 'Arkadaşım Eşşek'şarkınla büyüyen bir nesil şimdilerde 'Ölüm Allahın Emri Ayrılık olmasaydı'şarkını söylüyor.

Yüksek öğrenimini Belçika'da "Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi"nde tamamlayan, evli, iki çocuk babası ve çok iyi derecede İngilizce ve Fransızca konuşan Barış Manço, 40. yılına ulaşan sanat yaş*****ında kendisine layık görülen 300'ün üzerindeki ödülün dışında, aşağıdaki ünvanlara'da sahiptir:

Türkiye Cumhuriyeti: Devlet Sanatçısı Ankara (1991)
Hacettepe Üniversitesi: Onursal Doktora Ankara (1991)
Soka Üniversitesi: Uluslararası Kültür ve Barış Ödülü Tokyo, Japonya (1991)
Belçika Krallığı: Leopold II Şövalyesi nişanı Brüksel, Belçika (1992)
Fransa Devleti: Edebiyat ve Sanat Şövalyesi nişanı Paris, Fransa (1992)
Pamukkale Üniversitesi: Onursal Doktora Denizli (1995)
Min-On Sanat Vakfı: Yüksek Şeref Madalyası Tokyo, Japonya (1995)
Liege Prensliği: Onursal Hemşehrilik Beratı Liege, Belçika (1997)


Barış Manço'nun müziğe ilgisi bebeklik yıllarından başlıyor...
Rahmetle anıyorum

17/1/2007

Keremcem

 

28 Aralık 1977’de Muğla’nın Milas ilçesinde halen ailesinin oturduğu evde dünyaya geldi. Babasının deyimiyle kara-kuru çirkin bir çocuktu.

O’ndan 4 yıl önce doğan ablası beste’nin kardeş istemesi Keremcem’in dünyaya gelmesinin sebeplerinden biriydi.

Kocasına sonsuz aşkla bağlı olan annesinin oğluna onun ismi olan Cem adını vermek istemesi, babasının kerem adında ısrar etmesi Keremcem ismini oluşturdu. İsminin tam söylenmesi konusunda takıntılı olan Keremcem adını eksik söyleyen arkadaşlarını epey uğraştırdı.

İlkokul yılları en iyi arkadaşı kuzeniyle geçti.

Ortaokulu İzmir Özel Fatih Koleji’nde liseyi Muğla Turgut Reis Lisesi’nde okurken hard rock dinleyip kafa salladıkları, ucuz şarap içip sabahladıkları okul bahçesi müzikal değişimini sağladı.

1996 yılında Ege Üniversitesi Uluslar arası İlişkiler Blümü’nü kazandığında hayatında müzik dışında yeni bir sayfa açılacağını düşünüp korktu, ama mezun olduğunda okulun müzikten uzaklaştırmak yerine daha çok müziğin içine çektiğini farketti.

Yıllarca birlikte müzik yaptığı arkadaşı Yunus (Adak) Keremcem’in İstanbul’a yerleşme arefesinde yeni yaptığı Eylül’ adlı şarkıyı dinlettiğinde İstanbul macerası daha da anlam kazanmıştı. Yonca Evcimik ile tanışması keskinleştiren etken oldu. Yoncimik O’na inanan ilk profesyonel oldu

Google