At, savur at sevdayı bir yere fırlat Bitti sayıp acıyı kaldır öyle at Sor, herkese sor acılar unutuluyor Ağlayınca gözlerinden silinmiyor Aşk her defasında bak bulunuyor Bırakırım zamanı öyle biraz da Sen olmadan da yine geçer nasılsa Hatırla bunları sakın unutma Diyordun ama o zaman gülüyordun Yanımdaydın, canımdaydın Şimdi nasıl geçer bu ömür?
Susma söyle nasıl yaşar böyle insan! Susma konuş, hadi anlat büyük insan! Söyle bir aşk mı çare olurdu zaman mı ? Böyle kaldırıp atardık ya sevdayı!
Susma söyle nasıl yapar bunu insan? Susma nasıldı anlat hadi ayrılırsam! Söyle hayat mı çare bulurdu kendin mi? Böyle büyük aşklar böyle mi biterdi?
At, silip at aşkları bir yere fırlat Bitti say ki derdini kaldır öyle at Sor, ne olur sor sen benden ayrılırsan Ne olur düşümde bir ömrü durdursan Aşk her defasında bende ararsam Bırakırım kendimi öyle biraz da Sen olmadan da ben yaşarım nasılsa Hatırla bunları sakın unutma Diyordun ama o zaman gülüyordun Yanımdaydın, canımdaydın Şimdi nasıl geçer bu ömür?
Susma söyle nasıl yaşar böyle insan! Susma konuş hadi anlat büyük insan! Söyle bir aşk mı çare olurdu zaman mı böyle? Kaldırıp atardık ya sevdayı!
Susma söyle nasıl yapar bunu insan Susma nasıldır anlat hadi ayrılırsam Söyle hayat mı çare bulurdu kendin mi böyle Büyük aşklar böyle mi biterdi
Susma hani aşk insanı zaten bulurdu? Susma hani yıllar aşka çare olurdu? Söyle yıllar mı daha hızlı bir kurşun mu? Böyle sensiz her gün biraz yokoluşum mu?
Kaç gece yatağımda uykusuz bir o yana bir bu yana dönüp durdum.. görmek için hayalimde, düşümde seni duymak için sesini kaç kere uzandı ellerim telefona aşkı oyun bilirsin sen VAZGEÇTİM...
Kahırdan başka ne vardı sanki verdiğin acılardan zevk alır hale getirmiştin yine de görmek için seni şeytana uyup bir daha bozacaktım yeminimi vedalaşmadan gidişin geldi aklıma VAZGEÇTİM...
Açıp ellerimi yalvardım Allah a bir defacık tutmak için ellerini koklamak için saçlarını, adaklar adayacaktım evliyalara umursuzluğun geldi aklıma VAZGEÇTİM...
Gezip durdum perişan halde Kah sahillerde kah cadde boylarında hayal kurup sen diye ağaçlara,dağlara,taşlara sarıldım elleri güldürecektim halime ihanetin geldi aklıma VAZGEÇTİM...
Paylaştığımızı sandığım güzel günler hatırına Suçlu benmişim gibi af dileyecektim Gözlerine bakıp her türlü cezana razı olacaktım Boynumu büküp bir daha gelecektim kapına Başkasını sevdiğin geldi aklıma VAZGEÇTİM...!!!
Demek şimdi gidiyorsun, öyle mi? Hani karşılaşmazsak, Bir veda bile etmeden, Çekip gidecektin.
Dur! Sakın elveda deme bana, Nefret ediyorum bu sözcükten, Kahrolası, Neden sözlüğe konulmuş, Bilmem ki, Buram buram, Hasretlik kokuyor işte...
Dizlerimin bağı çözüldü, Kıpırdayamıyorum, Hani bir şey söyleyesim geliyor ama, Söyleyecek laf da bulamıyorum, Söylenecek her şeyi, Önceden söylemişiz, Tüketmişiz kelime dağarcığımızı, Kör cahil olmuşuz, Ne diyelim. Söylenecek bir tek cümle kalmış, Hani söylemeye dilimde varmıyor ya, Sağlık olsun, Haydi git, Güle güle...
Biliyor musun? Yeni fidanlar diktim, Kahrolası bu şehrin, Dört bir yanına, Hani ismini kazımadığım, Ağaç kalmadı ya ondan.
Yeni bebeler doğmuş, Bir tek onlar duymamıştı aşkımızı, Onlara da anlatacağım, Hiç kuşkun olmasın.
Dağlara,taşlara yazdım adını, Yüreğime kazıdım bu sevdayı, Gözün arkada kalmasın, Haydi git, Bu yaşlı ve yorgun yüreğimin, Tomurcuk meleği git...
Demek şimdi gidiyorsun öyle mi? Hani gelecek bütün zaman birimi, Yalnız bize endeksliydi, Hani yüreğimizden de sıcak, Bir yuva kuracaktık, Hani bir kızımız olacaktı, Adını Dilara koyacaktık, Doktor olacak, Bizi hayata bağlayacaktı. Hani boy boy torunlarımız olacaktı, Sen nine olacaktın, Bense ak sakallı bir dede, Bilsen; Nede yaraşırdı bize. Ama sen beni hayallerimle Baş başa koyup,gidiyorsun.
Biliyor musun? Bütün dağlarda; Hâlâ ismin yankılanıyor. Bütün kır çiçekleri; Hep sana kokuyor. Sana açıyor güller,karanfiller, Deli taylar sana koşuyor, Bütün papatyalar; Bize açıyor fallarını, Seviyor diyor her şeye rağmen, Ama sen gidiyorsun, Haydi susma,nazlı bebeğim, Yüreğimin kınalı kuzusu, Bu sessiz ve nedensiz, Çekip gidişin neden, Neden susuyorsun, Söylesene?
Hem bu kalabalık, Neden toplanmış böyle? Neden herkes ağlıyor? Neden kimse sana, Gitme demiyor? Neden sen hâlâ susuyorsun? Konuş,bir şeyler söyle, Hani beni de çağırmayacak mısın? Almayacak mısın yanına? Bir tek kelime bile etmeden, Çekip gidecek misin öyle? Beni bu kahrolası şehirde, Bu kurtlar sofrasında, Yapayalnız mı bırakacaksın?
Demek bu sessiz gemide, Yolculuk sırası sende öyle mi? Haydi git öyleyse,git. Nazlı bebeğim, Yüreğimin kınalı kuzusu, Tomurcuk meleğim git, Bütün umutlarımı, Bu kahrolası şehrin, Topraklarına göm ve git.
Hani yazılmışsa alın yazımız, Ne çare, Bil ki; Teslimiyet gerektirir o an. Haber bile verilmeden yâre, Azrail’in ardı sıra, Gitmek gerektirir o an...
12/1/2007
BÜYÜK İNSAN
At, savur at sevdayı bir yere fırlat
Bitti sayıp acıyı kaldır öyle at
Sor, herkese sor acılar unutuluyor
Ağlayınca gözlerinden silinmiyor
Aşk her defasında bak bulunuyor
Bırakırım zamanı öyle biraz da
Sen olmadan da yine geçer nasılsa
Hatırla bunları sakın unutma
Diyordun ama o zaman gülüyordun
Yanımdaydın, canımdaydın
Şimdi nasıl geçer bu ömür?
Susma söyle nasıl yaşar böyle insan!
Susma konuş, hadi anlat büyük insan!
Söyle bir aşk mı çare olurdu zaman mı ?
Böyle kaldırıp atardık ya sevdayı!
Susma söyle nasıl yapar bunu insan?
Susma nasıldı anlat hadi ayrılırsam!
Söyle hayat mı çare bulurdu kendin mi?
Böyle büyük aşklar böyle mi biterdi?
At, silip at aşkları bir yere fırlat
Bitti say ki derdini kaldır öyle at
Sor, ne olur sor sen benden ayrılırsan
Ne olur düşümde bir ömrü durdursan
Aşk her defasında bende ararsam
Bırakırım kendimi öyle biraz da
Sen olmadan da ben yaşarım nasılsa
Hatırla bunları sakın unutma
Diyordun ama o zaman gülüyordun
Yanımdaydın, canımdaydın
Şimdi nasıl geçer bu ömür?
Susma söyle nasıl yaşar böyle insan!
Susma konuş hadi anlat büyük insan!
Söyle bir aşk mı çare olurdu zaman mı böyle?
Kaldırıp atardık ya sevdayı!
Susma söyle nasıl yapar bunu insan
Susma nasıldır anlat hadi ayrılırsam
Söyle hayat mı çare bulurdu kendin mi böyle
Büyük aşklar böyle mi biterdi
Susma hani aşk insanı zaten bulurdu?
Susma hani yıllar aşka çare olurdu?
Söyle yıllar mı daha hızlı bir kurşun mu?
Böyle sensiz her gün biraz yokoluşum mu?
GÖKHAN TÜRKMEN
Söz/Müzik: Serkan SÖYLEMEZ
2/1/2007
BAŞKASINI SEVDİĞİN GELDİ AKLIMA VAZGEÇTiM
Kaç gece yatağımda uykusuz
bir o yana bir bu yana dönüp durdum..
görmek için hayalimde, düşümde seni
duymak için sesini
kaç kere uzandı ellerim telefona
aşkı oyun bilirsin sen VAZGEÇTİM...
Kahırdan başka ne vardı sanki verdiğin
acılardan zevk alır hale getirmiştin
yine de görmek için seni şeytana uyup
bir daha bozacaktım yeminimi
vedalaşmadan gidişin geldi aklıma VAZGEÇTİM...
Açıp ellerimi yalvardım Allah a
bir defacık tutmak için ellerini
koklamak için saçlarını,
adaklar adayacaktım evliyalara
umursuzluğun geldi aklıma VAZGEÇTİM...
Gezip durdum perişan halde
Kah sahillerde kah cadde boylarında
hayal kurup sen diye ağaçlara,dağlara,taşlara sarıldım
elleri güldürecektim halime
ihanetin geldi aklıma VAZGEÇTİM...
Paylaştığımızı sandığım güzel günler hatırına
Suçlu benmişim gibi af dileyecektim
Gözlerine bakıp her türlü cezana razı olacaktım
Boynumu büküp bir daha gelecektim kapına
Başkasını sevdiğin geldi aklıma VAZGEÇTİM...!!!
2/1/2007
Çanakkale Şehidlerine
Çanakkale Şehidlerine
Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
- Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,
Ne hayasızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle "bu: bir Avrupalı"
Dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi!
Eski Dünya, Yeni Dünya bütün akvam-ı beşer
Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer.
Yedi iklimi cihanın duruyor karşında,
Osrtralya'yla beraber bakıyorsun; Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk.
Sade bir hadise var ortada : Vahşetler denk.
Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela...
Hani tauna da zuldür bu rezil istila...
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkiyle sefil,
Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrarı! hayasızcasına,
Maske yırtılmasa halâ bize affetti o yüz...
Medeniyet denilen kahbe, hakikat yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbab,
Öyle müthiş ki: Eder her biri bir mülkü harab.
Öteden saikalar parçalıyor afakı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'makı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o aslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağımın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürtme de yer
O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o namerd eller,
Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız tayyare.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman o orduyu seyret ki, bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, haşa, edecek kahrına ram?
Çünkü te'sis-i ilahi o metin istihkam.
Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
Bu göğüslerse Huda'nın ebedi serhaddi;
"O benim sun'-i bediim, onu çiğnetme" dedi.
Asım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.
Şuheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rukü olmasa, dünyaya eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.
Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid'i...
Bedr'in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makber'i kimler kazsın?
"Gömelim gel seni tarihe" desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab...
Seni ancak ebediyetler eder istiab.
"Bu, taşındır" diyerek Ka'be'yi diksem başına;
Ruhumun vayhini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle;
Kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;
Yedi kandilli Süreyya'yı uzatsan oradan;
Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına;
Uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına,
Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırına.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultanını Salahaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...
Sen ki, İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;
Sen ki, a'sara gömülsen taşacaksın... Heyhat,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.
Mehmet Akif Ersoy
2/1/2007
Bir kalemde silerdim seni...
Gerçekten inanıp sevseydin beni,
Böyle sabahları bekler miydim hiç...
Çoktan yanımda olurdun çoktan...
Gece 3-5 nöbetlerine dikmezdin beni...
Sensiz kaldığım ilk günden beri
İçimde bir umut vuslata dair
Akşamları imzaladım gözyaşlarımla...
Seni aramıyor, seni sormuyorsam;
Bu senden vazgeçtim demek değildir...
Bir daha böyle sevecek olsam;
Bir kalemde silerdim seni...
2/1/2007
~~bu şehir Ve Sen~~
Ömrümün en güzel senelerini
Alıpta gittiniz bu şehir ve sen
Gönlümün en masum ümitlerini
Çalıpta gittiniz bu şehir ve sen
Döktüğüm yaşlara aldırmadınız
Giden gençliğime acımadınız
Düştüğüm yerlerden kaldırmadınız
Basıpta gittiniz bu şehir ve sen
Beni iyi tanır bu kaldırımlar
Bu kuytu köşeler bu taş sokaklar
Sizlerden bir ömür alacağım var
Çalıpta gittiniz bu şehir ve sen
Beni tanır bu kaldırımlar
Bu kuytu köşeler bu taş sokaklar
Sizlerden bir ömür alacağım var
Çalıpta gittiniz bu şehir ve sen
Bağlayıp durdunuz hep ellerimi
Delik deşik ettiniz seven kalbimi
İçimde dağ gibi hayallerimi
Yıkıpta gittiniz bu şehir ve sen
Biriniz sağırdı duvardan bile
Biriniz kalpsizdi taşlardan bile
Bütün acıları dizip önüme
Yakıpta gittiniz bu şehir ve sen
Kimsesiz yalnızdım kollarınızda
Herşeyi kaybettim yollarınızda
Şimdi bir hesap var aramızda
Vermeden gittiniz bu şehir ve sen
Ben yine yaşarım içimde yasla
Ya siz neylersiniz bu ihtirasla
Bir daha dönmek mi buraya asla
İçimde bittiniz bu şehir ve sen
2/1/2007
Demek şimdi gidiyorsun
öyle mi?
Hani karşılaşmazsak,
Bir veda bile etmeden,
Çekip gidecektin.
Dur!
Sakın elveda deme bana,
Nefret ediyorum bu sözcükten,
Kahrolası,
Neden sözlüğe konulmuş,
Bilmem ki,
Buram buram,
Hasretlik kokuyor işte...
Dizlerimin bağı çözüldü,
Kıpırdayamıyorum,
Hani bir şey söyleyesim geliyor ama,
Söyleyecek laf da bulamıyorum,
Söylenecek her şeyi,
Önceden söylemişiz,
Tüketmişiz kelime dağarcığımızı,
Kör cahil olmuşuz,
Ne diyelim.
Söylenecek bir tek cümle kalmış,
Hani söylemeye
dilimde varmıyor ya,
Sağlık olsun,
Haydi git,
Güle güle...
Biliyor musun?
Yeni fidanlar diktim,
Kahrolası bu şehrin,
Dört bir yanına,
Hani ismini kazımadığım,
Ağaç kalmadı ya ondan.
Yeni bebeler doğmuş,
Bir tek onlar duymamıştı aşkımızı,
Onlara da anlatacağım,
Hiç kuşkun olmasın.
Dağlara,taşlara yazdım adını,
Yüreğime kazıdım bu sevdayı,
Gözün arkada kalmasın,
Haydi git,
Bu yaşlı ve yorgun yüreğimin,
Tomurcuk meleği git...
Demek şimdi gidiyorsun
öyle mi?
Hani gelecek bütün zaman birimi,
Yalnız bize endeksliydi,
Hani yüreğimizden de sıcak,
Bir yuva kuracaktık,
Hani bir kızımız olacaktı,
Adını Dilara koyacaktık,
Doktor olacak,
Bizi hayata bağlayacaktı.
Hani boy boy torunlarımız olacaktı,
Sen nine olacaktın,
Bense ak sakallı bir dede,
Bilsen;
Nede yaraşırdı bize.
Ama sen beni hayallerimle
Baş başa koyup,gidiyorsun.
Biliyor musun?
Bütün dağlarda;
Hâlâ ismin yankılanıyor.
Bütün kır çiçekleri;
Hep sana kokuyor.
Sana açıyor güller,karanfiller,
Deli taylar sana koşuyor,
Bütün papatyalar;
Bize açıyor fallarını,
Seviyor diyor her şeye rağmen,
Ama sen gidiyorsun,
Haydi susma,nazlı bebeğim,
Yüreğimin kınalı kuzusu,
Bu sessiz ve nedensiz,
Çekip gidişin neden,
Neden susuyorsun,
Söylesene?
Hem bu kalabalık,
Neden toplanmış böyle?
Neden herkes ağlıyor?
Neden kimse sana,
Gitme demiyor?
Neden sen hâlâ susuyorsun?
Konuş,bir şeyler söyle,
Hani beni de çağırmayacak mısın?
Almayacak mısın yanına?
Bir tek kelime bile etmeden,
Çekip gidecek misin öyle?
Beni bu kahrolası şehirde,
Bu kurtlar sofrasında,
Yapayalnız mı bırakacaksın?
Demek bu sessiz gemide,
Yolculuk sırası sende öyle mi?
Haydi git öyleyse,git.
Nazlı bebeğim,
Yüreğimin kınalı kuzusu,
Tomurcuk meleğim git,
Bütün umutlarımı,
Bu kahrolası şehrin,
Topraklarına göm ve git.
Hani yazılmışsa alın yazımız,
Ne çare,
Bil ki;
Teslimiyet gerektirir o an.
Haber bile verilmeden yâre,
Azrail’in ardı sıra,
Gitmek gerektirir o an...
2/1/2007
Garip Kalan Askin Hep Garip Böyle
Ezelden beri hep,seni sevmistim
Ölünce biter bu,sevda demistim
Sana baglιyιm ben,bütün kalbimle
Yarιm kaldι askιn;garip,gönlümde
Garip kalan askιn, hep garip böyle
Yάr yanιmda olsan,basιmι koysam
Gögsüne yaslasam,sarsam aglasam
Kollarιna alsan,hiς bιrakmasan
Rüyalara dalsam,hiς uyanmasam
Yoklugunda öldüm,hep matem tuttum
Sevdanιn selinde,yüzdüm avundum
Geceler ςok uzun,günler avuttum
Yarιm kaldι askιn,yaktι kavruldum
Garip kalan askιn,yιktι kahroldum
Yάr yaban ellerde,ayrιlιk var ya
ζetindir beterdir,zordur insana
Her günü seninle,yasarken özde
Yarιm kaldι askιn;garip,gönlümde
Garip kalan askιn, hep garip böyle